MEFHAR-İ
MEVCÛDÂT:
Mahlûkâtın (yaratılmışların)
övündüğü Muhammed aleyhisselâm.
Mefhar-i mevcûdât efendimizin, güzel
huylarından, edeblerinden bâzıları şunlardır:
İnsanların en rahat davrananı, en
kahramanı, en adâletlisi, en çok affedeni, en cömerdi idi.
Kendisinden bir şey istendiğinde,
"yok" dediği görülmemiştir.
İnsanların en doğru konuşanı idi.
Kendi
evinde iken, tek başına kalkar, yiyeceğini alır yerdi. İstediği bir şeyi yemek
için evdekileri zorlamazdı.
Suyu
oturarak, üç yudumda ve süzerek içerdi. Ağzını doldura doldura yutmazdı. Bunun
için şöyle buyururdu: "Ciğer hastalığı ağzını doldurup yutmaktan
gelir."
(El-Hadâik-ul-Verdiyye, Abdülmecîd Hânî)
Mefhar-i
mevcûdât efendimiz, bir hadîs-i şerîflerinde şöyle buyurdular: "Peygamberlere
minberler kurulacak üzerine oturacaklar. Benim minberim olacak, ben üzerine
oturmayacağım. Rabbimin huzûrunda ayakta dikileceğim. Bunun üzerine Allahü
teâlâ şöyle buyuracak; "Ümmetine ne yapmamı istiyorsun?" "Yâ
Rabbî! Hesâblarını hemen görüver" diyeceğim. Hemen çağrılıp hesapları
görülecek; kimi O'nun rahmetiyle, kimi de benim şefâatimle Cennet'e girecek.
Şefâat etmeye öylesine devâm edeceğim ki, elime isimleri Cehennemliktir diye
yazılı bir liste verilecek ve Cehennem hâzini (bekçisi) şöyle
diyecek: "Ey Muhammed (sallallahü aleyhi ve sellem)!
Ümmetin hakkında Rabbimin gazabı için, hiçbir şey bırakmadın." (Şifâ-i Şerîf, Menâhil)
Mefhar-i mevcûdât Muhammed-i
Mustafâ'ya salevât. (Süleymân Çelebi)
Lafızda zikredilmeyen mânânın, bizzat zikredilen mânâya,
hükümde zıt olan mânâ.
Mefhûm-ı muhâlif;
Şâfiîlere göre, hüküm için sahîh, mûteber bir delîl olduğu hâlde,
Hanefîlere göre böyle değildir.
Mefhûm-ı muhâlifi kabûl edenlerin
delîllerinden birisi şudur: Peygamber efendimiz sallallahü aleyhi ve sellem:
"Sâimede (yılın ekserisini çayırlarda otlayarak beslenen deve,
koyun gibi hayvanlara) zekât vardır" buyurmuştur.
(Hadîs-i şerîfe göre Sâime olmayanlarda zekât yoktur. Böyle olduğunu Hanefîler
dâhil, bütün âlimler kabûl etmiştir. Ancak, İmâm-ı Mâlik (r.aleyh), sâime
olmayan hayvanlar için de zekât lâzım geldiğini söylemiştir. (Serahsî)
MEFHÛM-I
MUVÂFIK:
Lafızda (sözde) zikredilmeyen
mânânın bizzat zikredilen mânâya hükümde uygunluğu.
Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyruldu ki:
Ana-babaya öf bile deme.
(İsrâ sûresi: 23)
Âyet-i
kerîmede zikredilen ana-babaya öf demek yasaklandığı gibi mefhûm-ı muvâfık ile
onları dövmek ve sövmek de yasaklanmıştır. (Molla
Hüsrev)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder